Garipler Mezarlığında Bir Dansöz

Özcan Tekgül, 1950-1970 arasında sahnede, gazinoda, tiyatroda ve sinemada bir kasırgaydı. Sarı uzun saçlı, yeşil gözlü, hafif balık etli kadın, ‘ateş dansı’ ile seyredenlerini büyülüyordu.

Garipler Mezarlığında Bir Dansöz

Rahmetli Savaş Ay, Özcan Tekgül’ün ölüm haberi üzerine kaleme aldığı yazıda, ‘Cihan yandı kadındı,’ diyordu. Bir başka yazar ise, ‘afet-i devran’ benzetmesini yapıyordu.

İki kalem sahibinin de, anlatmakta yetersiz kaldığı Özcan Tekgül, 1950-1970 arasında sahnede, gazinoda, tiyatroda ve sinemada bir kasırgaydı. Sarı uzun saçlı, yeşil gözlü, hafif balık etli kadın, ‘ateş dansı’ ile seyredenlerini büyülüyor, kendilerinden geçirip, çeşitli hayallere duçar ediyordu. Dans etmesini, gerdan kırmasını, bel bükmesini annesi, Feriha Tekgül’den öğrenmişti. Türk dans tarihine geçen ilk ve belki de en ünlü kadındı. 

‘Bende Teşhircilik Hastalığı Var’

Dik başlıydı; ideolojik-siyasî yapısı yoktu, ama adliye koridorları komşu kapısıydı. Başına buyrukluğu, başına iş açıyor; dansını sergilediği her ilde ya polis tarafından gözaltına alınıyor, ya da ahlâk masasınca suçüstü mahkemesine çağırılıyordu. Yargı; Özcan Tekgül’ü ahlâka mugayir davranmakla suçluyordu. Aslına bakılırsa, Tekgül, sahne kıyafetlerinde hiç tutucu değildi. Avrupalı meslektaşlarının izindeydi ve Batılı gibi giyinip davranmayı seviyordu. Müstehcen kıyafetler seçmekle kalmıyor; meydan okur gibi gazetecilere de poz veriyordu. Magazin dergilerinin kapakları, orta sayfaları, yeşil gözlü, cüretkâr güzelin resimleriyle doluyordu. Hatta bir röportajında, ağzındaki baklayı çıkaracak, ‘Bende teşhircilik hastalığı var,’ diyerek, davranışını psikolojik bir temele de oturtacaktı.

Allah Vergisi Doğal Bir Yetenek

Doğum tarihi kimi kayıtlara göre 1939, kimisine göreyse 1941 idi. Annesi, Feriha Tekgül ile gittiği bir film setinde dikkat çekmişti. Tekgül’ü keşfeden iki kişiden bahsedilirdi: İlki yönetmen Muharrem Gürses’di. İkinci kişiyse aktör Zeki Alpan’dı. Aslına bakılırsa, Tekgül’ün keşfedilmeye ihtiyacı yoktu. 1955’de Caddebostan Plaj Güzeli Yarışması’nda birinci seçilince, bütün gözler ona çevrilmişti. Ortadan biraz uzun boylu, uzun sarı saçlı, gösterişli taze, gören herkesin dikkatini çekiyordu. Hem annesinin bire bir kopyası, hem de en iyi öğrencisiydi. Dans etmesi, şarkı söylemesi, Allah vergisi doğal bir yetenekti. Feriha Tekgül, tiyatro ve sinemada öğrendiklerini kızına aktarmıştı. Evde, başarılı bir öğretmen bulununca, öğrenci daha çabuk ve daha iyi kavrayabiliyordu.

Evinde Tek Başına Demlenirdi

İlk kez, 1956’da ‘müstehcen fotoğraf çektirmek’ suçlamasıyla mahkemeye çıktı. Mahkeme koridorlarında basın toplantısı düzenledi: Yabancı striptizcilere izin verilirken, kendisine hak tanınmamasını protesto etti. Kararlı tutumu, ertesi gün çıkan sabah gazetelerinin birinci sayfalarını süslüyordu.

Açıklığına, alabildiğince dobralığına rağmen, adı çirkin dedikodulara, skandallara karışmadı. Çalıştığı, dans ettiği kulüplerde içki içmezdi. Yakın çevresine göre, özel hayatında ‘muhafazakâr’ bile sayılabilirdi; evinde tek başına demlenirdi.

Batıl sayılabilecek itikat sahibiydi: Her Cuma günü türbeleri dolaşır, yatırlara adak adardı. 1957’de Gölbaşı Gazinosu’nun havuzunda boğulma tehlikesi atlattı. 1959’da Kartal’da trafik kazası geçirdi. 1962’de ise, Ayazpaşa’daki baba evinde az daha hava gazından zehirlenecekti. Bir seri kazadan kurtulabilmesine hep şükrediyor; fakir fukaraya sadaka dağıtıyordu.

Ateş Dansı Adını Verdiği Harika Gösterisi

1960’lı yıllar altın çağıydı: Günlük gazetelerde çarşaf çarşaf reklâmları-ilânları yayınlanıyordu. Turkuaz Gazinosu, Kristal Gazinosu, Klüp Mimi … gibi müesseseler, ‘Memleketin İftihar Ettiği Dansözler Kraliçesi’nin programını sunuyordu. Gösterileri kapalı gişe, ful çekiyordu. Özcan Tekgül; bir yandan da beyaz perdede boy gösteriyordu. Yaşlı Gözler, Garipler Adası, Basmacı Güzeli, Kadifeden Kesesi, Hicran Yarası, Çoban Ali, Lokum Sultan, Şehir Yıldızları, Çadır Gülü, Kızıma Dokunma, Mukadderat, Meçhule Gidenler, Şöhret Budalası, Sokak Kızı, Şahane Gözler, … v.b. toplam 28 filmde oynayacaktı. İsmi, afişlerde en üstlerde, Ayhan Işık, Fikret Hakan, Muzaffer Tema, Vahi Öz … gibi başrol oyuncularının hemen yanındaydı.

Dünyaya açılmayı planladı: Mısır, Lübnan, Irak’ta Türk dansının inceliklerini sergiledi. Avrupa ülkelerini adım adım dolaştı; önce şöhreti, sonra kendisi Amerika’ya New York’a kadar ulaştı. Türk Lokumu, devlet adamlarının, şeyhlerin, sultanların, emirlerin, kısacası dünyayı yönetenlerin önünde sanatını sergiledi. Ateş Dansı adını verdiği harika gösterisi 45 dakika sürüyordu. Seyircilerin aklını başından alıyor, gösterinin yapıldığı merkezlerin biletleri karaborsa da bile zor bulunuyordu.

Dünya turnesi adını verdiği uzun seyahati tam 4,5 yıl sürmüştü. Özcan Tekgül artık bir dünya starıydı ve hayranları, sanatı karşısında saygıyla eğiliyordu. 

‘Özcan Tekgül Gibi Kıvırmak’ Deyimi

Gözünde para yoktu; hakkında yazılmış övücü bir haber, aldığı bir alkış, gülümseyen bir yüz, mutlu etmeye yetiyor da artıyordu.

1980’de, devlet tarafından bir kere daha hatırlandı. Bu defa, sahne ve gösteri dünyasındaki aşırılıkları için değil, hizmetleri için çağrılacaktı. ‘Devlet Sanatçısı’ unvanına layık görülmüştü; ödülünü ve beratını dönemin Başbakanı Süleyman Demirel’in elinden alacaktı. Ama, tören planlandığı gibi gerçekleş(e)medi. Azınlık hükümetini dışarıdan destekleyen MSP (Millî Selamet Partisi) bir soru önergesi verdi; Başbakan’a, ‘Özcan Tekgül’ün hangi kıvırışına ödül vereceksiniz,’ mealinde sual yöneltti. Böylece, siyasi literatürümüze, ‘Özcan Tekgül gibi kıvırmak,’ deyimi, vecizesi de girmiş oldu. Oysa, Tekgül gibi dünya starılığı tescillenmiş değerin, sosyal güvencesi dahi yoktu. Bu yüzden, babasının emekli maaşını almayı hak edebilecekti.

Ayazpaşa’daki Babadan Kalma küçük Ev

Tekgül; günümüz yıldızları gibi büyük paralar kazanmadı. Bazen karın tokluğuna razı oldu; bazen de yakın çevresiyle paylaştı. Kazancını biriktiremedi; gayrı menkule yatıramadı. Yıllarca Ayazpaşa’da babasından kalma küçük evde barınmıştı. Hayat gailesi artınca, biricik varlığını elden çıkardı. Getirisi ile Antalya’da küçük bir konut edinebildi. Kalanını ihtiyaçları için harcayacaktı. İlk olarak, Kırklareli’nin Kıyıköy’üne yerleşti. Burada bir lokantaya ortak girdi; ama beklediği kazancı sağlayamadı. Babasından kalan emekli aylığıyla Antalya’nın yolunu tuttu, tutmak zorundaydı.

Antalya Kemer’de, deniz kenarında, rahat bir ihtiyarlık dönemi geçirmeyi düşledi. Artık eskisi gibi ünlü değildi; çevresinde sevgi haleleri oluşturan hayranlar, şerefine şampanya patlatan zenginler, masaları doldurup ses çıkarmadan şovunu seyreden özenli müşteriler yoktu. Selim isimli, bir gençle sohbet etmeyi, dostluk etmeyi sevdi. Evlenip çoluk çocuğa karışsa, Selim boyunca çocukları olabilirdi. 

15 Gün Boyunca Morgda Bekletildi

Selim olmasa, Özcan Tekgül’ün kaybından kimse haberdar edilemeyecekti. Tekgül, 2 Temmuz 2011 günü, arkadaşının otomobili ile dolaşmaya çıkmıştı. Serik yakınlarında beklenmedik bir trafik kazasında hayatını yitirdi. Morga kaldırıldı; arayanı soranı çıkmadı; 15 gün boyunca morgda bekletildi. Selim’in dostluğu ve araştırması sonucunda, son anda garipler mezarlığına gömülmekten kurtuldu. Antalya Uncalı Mezarlığı’na defnedildi. 

Dünya çapında marka, Türk Lokumu unvanlı, Özcan Tekgül; nam-ı diğer Afet-i Devran Özcan; az daha kimsesizler mezarlığında taşı bile olmayan kabirde son uykusuna yatacaktı.

Ali Hikmet İnce yazdı.

14 January 2018 17:36
3,014 kez okundu

Süzme Haber



Benzer Haberler

Churchill’in Ayakkabısına Ve Bardağına 58 Bin Sterlin

İngiltere’nin eski Başbakanı Winston Churchill’in evinde giydiği kadife ayakkabıları 40 bin sterline, su bardağı da 18 bin sterline satıldı.

Zincirli Âşıklar

Alexandr Kudlay (33) ve Victoria Pustovitova (30) adlı âşıklar sık sık ayrılık kararı almaktan bıktı ve birbirlerini kelepçe ile bağladı.

Köpekler İçin Özel Yapım Spor Ayakkabı

Köpeklerin rahat yürümesi, az yorulması, ayak tabanlarının yaralanmaması ve mikrop kapmaması için çok özel spor ayakkabılar üretildi.

Evliyken İzdivaç Teklifi Alan Güzel Yıldız

Nilüfer Aydan, yaşamının neredeyse tamama yakınını Türk Sineması’na adadı. Güzelliği, cazibesi, dişiliği ve dans yeteneği ile erkeklerin ilgisini çekti. Çok önemli filmlerde rol alıp ismini ‘unutulmazlar’ arasına yazdırdı.

Safiye Ayla’dan 1,750 Öğrenciye Burs

Tüm mal varlığını Türk Eğitim Vakfı’na bağışlayan müteveffa ses sanatçısı Safiye Ayla’nın 1.750 öğrenciye burs ve maddi destek sağladığı ortaya çıktı.

‘Sakıncalı’ (!) Bulunan Cumhurbaşkanı

Turgut Özal; 9 yıl sonra, 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’nden sonra kurulan hükümette Başbakan Yardımcısı olarak önemli koltuklardan birine oturabilecekti… Ve Türkiye Cumhuriyeti’nin 19’uncu Başbakanı ve 8’inci Cumhurbaşkanı seçilebilecekti…

Mısırlı Dansöze Hapis Cezası

Mısır’ın ünlü dansözü Sama el-Masry (35), ‘ahlaka aykırı’ ve ‘fuhuşa teşvik edici’ görüntülerini sosyal medya ortamında yayınladığı/yaydığı iddiasıyla 3 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Profesörün Elinden Tavşan Kanı Çay

‘Çay Hastanesi!’ adı verilen çay ocağında, kendilerine ‘çay profesörü!’ ve ‘çay doçenti!’ diyen çalışanlar hizmet veriyor.

Attila İlhan’ın Ünlü Edebiyat Hocası

Ailesi, Attila’nın İzmir’de değil de İstanbul’da, amcasının gözetiminde tahsiline devam etmesini kararlaştırdı. Boğaziçi Lisesi’ne kaydı yaptırıldı.

‘Acıların Kadını’ Bergen’in Bol Acılı Öyküsü

Rivayete göre, babası, kızının şarkıcılık yapmasına rıza göstermemişti. Hasta yatağında, ölümün eşiğinde, ‘Belgin şarkıcı olursa, iki yakası bir araya gelmesin,’ diye beddua etmişti.

Yılmaz Güney’in Jiletli Seyircileri

Yılmaz Güney’in - siyasî olmayan - avantür filmlerini seyreden seyircilerin, aynı arabesk müziğin önemli ismi Müslim Gürses’in taraftarları gibi ‘jiletli’ olduğu, Beyoğlu’ndaki sinemaların mobilyalarına zarar verdikleri ortaya çıktı.

Evliyken İzdivaç Teklifi Alan Güzel Yıldız

Nilüfer Aydan, yaşamının neredeyse tamama yakınını Türk Sineması’na adadı. Güzelliği, cazibesi, dişiliği ve dans yeteneği ile erkeklerin ilgisini çekti. Çok önemli filmlerde rol alıp ismini ‘unutulmazlar’ arasına yazdırdı.

Bir Sevda Masalı: Rahşan İle Bülent

Ecevit çifti, Bülent Bey’in sınıf arkadaşı, gazeteci/yazar Altemur Kılıç’ın kaleme aldığı piyesin sahneye konulma aşamasında tanıştı. Bülent Ecevit, Rahşan (Aral) Ecevit’i ilk görüşte beğendi ve sevdi.

Fareler Saklambaç Oynamayı Seviyor

Alman bilim adamlarının yaptığı bir araştırmada, farelerin saklambaç oynamayı sevdiği, yakalandıklarında/sobelendiklerinde ise sevinip kıkırdadıkları belirlendi.

Zeki İnsanlar Daha Kolay Kandırılıyor

İlginç araştırma, ABD’deki Güney Kaliforniya Üniversitesi’nce yapıldı.

Zeki Müren Adnan Şenses’i Dövdürmüş, Hatta…

Şenses’in anlatımına/kanaatine göre, sahnelerin sanat güneşi göründüğü gibi kibar değildi. Acımasız ve gaddardı.

Zeki Müren’in Nişanlısı Nigar Uluerer

Uluerer, Zeki Müren’in kanatları altında sanatını icra eden ender/şanslı birkaç hanım sanatçı arasındaydı.

Kapısının Eşiği Öpülen Güzel Kadın

Ataç, Ankara’da güzel/edebiyat dostu bir kadına gönlünü kaptırmıştı. Kadının tayini çok geçmeden Konya’ya çıkmıştı.

Kocasına Soyadını Veren Şarkıcı

Şükran Ay; evlendikten sonra soyadını değiştirmedi. Hattâ ısrarını bir adım ileri götürüp kocasının da kendi soyadını almasını istedi.

‘Acıların Kadını’ Bergen’in Bol Acılı Öyküsü

Rivayete göre, babası, kızının şarkıcılık yapmasına rıza göstermemişti. Hasta yatağında, ölümün eşiğinde, ‘Belgin şarkıcı olursa, iki yakası bir araya gelmesin,’ diye beddua etmişti.

Zeki Müren’in Nişanlısı Nigar Uluerer

Uluerer, Zeki Müren’in kanatları altında sanatını icra eden ender/şanslı birkaç hanım sanatçı arasındaydı.

Kapısının Eşiği Öpülen Güzel Kadın

Ataç, Ankara’da güzel/edebiyat dostu bir kadına gönlünü kaptırmıştı. Kadının tayini çok geçmeden Konya’ya çıkmıştı.

Kocasına Soyadını Veren Şarkıcı

Şükran Ay; evlendikten sonra soyadını değiştirmedi. Hattâ ısrarını bir adım ileri götürüp kocasının da kendi soyadını almasını istedi.

Ölümünü Bilemeyen Ünlü Medyum

Rusya’nın en ünlü medyumu İlya Stravsky (33) kendi ölümünü bilemedi; bindiği uçağın düşmesi sonucu hayatını yitirdi.

‘Acıların Kadını’ Bergen’in Bol Acılı Öyküsü

Rivayete göre, babası, kızının şarkıcılık yapmasına rıza göstermemişti. Hasta yatağında, ölümün eşiğinde, ‘Belgin şarkıcı olursa, iki yakası bir araya gelmesin,’ diye beddua etmişti.

Yüz Mimikleriyle Çalışan Tekerlekli Sandalye

ALS hastaları için yüz mimiklerini komut kabul eden yazılıma sahip tekerlekli sandalye yapıldı.

Altından Güzellik Maskesi

Altın tozu katkılı güzellik maskesi moda oldu.

Başrolden Sonra Deneme Filmi

Türkan Şoray, ilk filminden sonra bir yıl boyunca iş teklifi almamıştı. Bir yapımcı deneme filmi önerisi getirmişti.

Eski Aşklar Eski Bayramlar Gibiydi

Karşısında hayallerinin adamı duruyordu. Uzun boylu, yakışıklı, şakakları hafif kırlaşmış, yeşil gözlü, güven veren tebessümlü, olgun/durulmuş bir erkek hayal ederdi!

Zeki Müren Adnan Şenses’i Dövdürmüş, Hatta…

Şenses’in anlatımına/kanaatine göre, sahnelerin sanat güneşi göründüğü gibi kibar değildi. Acımasız ve gaddardı.

Yılmaz Güney, Karaoğlan’ı Oynamak İstiyordu

Yalaz’ın kapısını ilk çalan, ‘Çirkin Kral’ Yılmaz Güney’di. Sinek kaydı traş olmuş, bıyıklarını kestirmişti.

Başbakan’ın Makam Otosundaki Ölü Bebek

Cenazeyi kefenleyip makam otomobilinin bagajına koyup Cebeci Asri Mezarlığı’na götürdüler.

Barış Manço'nun 47 Gün Süren İlk Evliliği

Barış Manço, 31 Ocak 1970’de Belçika’nın Liege kentinde fotomodel Marie Claude ile hayatını birleştirdi.

Devlet Kayıtlarında Ayasofya

Bütün bilinen ve söylenilenin aksine devletin kayıtlarında Ayasofya her zaman ‘cami’ olarak yer aldı. Diyanet İşleri Başkanlığı 1988’de bir imam hatip bile atadı.

Sefaletin Göbeğinden Şöhretin Zirvesine

Yokluğu/yoksulluğu aşamayan Suphi Kaner, öldükten sonra daha da ünlendi ve acı kaderiyle anıldı/hatırlandı.

Üç Kişiye Tek Takım Elbise

Suphi Kaner, Öztürk Serengil ve Fikret Hakan hem kader arkadaşı, hem kese arkadaşıydı. Üçlü, Yeşilçam’da isim olmadan, kahve arkadaşı, ev arkadaşı, can arkadaşı oldu.

Amerika’da Bakkalda Çıkan Türk Filmleri

Brooklyn’de Vatan Bakkaliyesi’nin sahipleri Haydar ve Hüseyin Beyler, Muzaffer Tema’yı sever, takdir ederdi. Kendisine müjde verdiler: Tema’nın da rol aldığı 3 Türk filminin kusursuz kopyaları kendilerindeydi.

Leyla Sayar: Evlerini Fakirlere Dağıtan Yıldız

Türk sinemasının ilk vamp kadınlarından, boş bakışlı, can yakışlı, dediğim dedik diyen Leyla Sayar aramızdan sessizce ayrıldı.

Donsuz Geceler Sayın Seyirciler

Ankara’dan yayın yapan tek kanallı TRT televizyonu siyasilerin gözbebeğiydi. Her akşam haberlerde yer almak isterlerdi. İktidar partisi kendini TRT’nin sahibi sanırdı.

Cüneyt Arkın: Bozkırda Yetişen Aktör

Sean Connery’den sonraki ‘ikinci James Bond’ bir Türk aktör olabilirdi.

Köpekler İçin Özel Yapım Spor Ayakkabı

Köpeklerin rahat yürümesi, az yorulması, ayak tabanlarının yaralanmaması ve mikrop kapmaması için çok özel spor ayakkabılar üretildi.

Yürüme Engelli Kadın Banka Soydu

Kenyeitta La-Key Gordon (39) adlı akülü tekerlekli sandalye kullanan kadın banka soydu.

Evliyken İzdivaç Teklifi Alan Güzel Yıldız

Nilüfer Aydan, yaşamının neredeyse tamama yakınını Türk Sineması’na adadı. Güzelliği, cazibesi, dişiliği ve dans yeteneği ile erkeklerin ilgisini çekti. Çok önemli filmlerde rol alıp ismini ‘unutulmazlar’ arasına yazdırdı.

Uygurları Etnik Özelliklerinden Tanıma Yazılımı

Çin’de baskı altında tutulan Uygur Türkleri’ni etnik özelliklerinden ötürü tanımayı sağlayan/kolaylaştıran yazılım programı için patent başvurusunda bulunuldu.

Korona Pasaportu Yürürlükte

İngiltere bir ilki devreye soktu: Korona virüs testini geçenler için özel pasaport uygulaması başlattı.

Beyin Yiyen Amip Paniği

ABD’nin Teksas eyaletinde Covid-19 salgınından sonra ‘beyin yiyen amip’ paniği başladı.

Direk Dansçılığından Pizza Dağıtıcılığına

Elleri eldivenli, yüzleri maskeli, üzerleri dans kıyafetli güzel rakkaseler ilgi topladı ve lokanta talebe cevap vermekte zorlandı.

Huzurevinde Direk Dansı

Hayatlarını dans ederek ve dans öğreterek kazanan birbirinden güzel 5 hanım 2 saat boyunca direk dansının inceliklerini gösteren görkemli şov sundu.

Striptiz Yapan Robotlar

Las Vegas’daki ilginç olay, ‘robotlar yakın gelecekte insanları işsiz bırakacak,’ iddiasını doğrular nitelikteydi.

Devlet Başkanının Kardeşi Uyuşturucu Kaçakçısı

Honduras Devlet Başkanı Juan Orlando Hernandez’in erkek kardeşi Antonio Hernandez (42), ABD’de görülen uyuşturucu davasında müebbet hapse mahkûm oldu.

Çürümeyen Elma Yetiştirildi

ABD’de bir üniversitenin sabırlı ve disiplinli çalışması sonuç verdi: Bir yıl boyunca çürümeden kalabilen elma türü yetiştirildi.

Başkanın Resimlerini Boyayan Öğrencilere Hapis

3 öğrenci kız; devlet başkanının ders kitaplarında bulunan resimlerini boyadıkları gerekçesiyle tutuklandı.

Sıska Gelin Alan Damada Devlet Desteği

Moğolistan Hükumeti, zayıf kızları alacak damatlara bir tür rüşvet veriyor.

Kendini Makam Odasına Kilitleyen Erbakan…

Süleyman Demirel ile Necmettin Erbakan arasında okul sıralarında başlayan tatlı bir rekabet söz konusuydu.

Kılıç, Devlet Kararlılığının Göstergesiydi

Günümüzün Yeni Osmanlıcıları, Ayasofya’da unutulan/tarihe terkedilen bir geleneği yeniden hatırlattı.

Osmanlı’nın En Ünlü Hükümdarı

Kanunî, büyük, hatırı sayılır, sözü dinlenir bir devletin; kuvvetli ordusu, zengin ekonomisi, adil hukuk sistemi ve yönetimden memnun vatandaşı olması gerektiğini savunurdu.

Kendini Makam Odasına Kilitleyen Erbakan…

Süleyman Demirel ile Necmettin Erbakan arasında okul sıralarında başlayan tatlı bir rekabet söz konusuydu.

Korutürk’e Darbe Liderliği Teklifi

Genel Kurmay Başkanı Kenan Evren, Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'e başlarına geçmesini ve idareyi ellerine almasını önerdi. Fakat, Korutürk öneriyi şiddetle reddetti.

Nazmiye Demirel’in Ajanlık Denemesi

Aslına bakılırsa Demirel, iki yıldır Cuma gününü sevmez olmuştu. Ordu’nun darbe yapmasından korkuyordu. Ordu, ülke yönetimine el koyma eylemlerini hep Cuma günü gerçekleştirmişti.

Kaddafi’nin Uçağındaki Deniz Baykal

Kaddafi, hayatı boyunca Türk Milleti’ne olan sevgi ve saygısını hep tekrarladı. Türkiye’nin en sıkışık döneminde yaptığı stratejik yardım hiç unutulmadı.

Devlet Başkanının Kardeşi Uyuşturucu Kaçakçısı

Honduras Devlet Başkanı Juan Orlando Hernandez’in erkek kardeşi Antonio Hernandez (42), ABD’de görülen uyuşturucu davasında müebbet hapse mahkûm oldu.

Dolar Milyonerine Corona Vergisi

Arjantin hükümeti, Covid-19 pandemisinde kullanılmak üzere yeni kaynak buldu.

Altın Dilli Mumya

Taposiris Magna Antik Kenti’neki arkeolojik çalışmalarda, 2 bin yıllık altın dilli mumya ortaya çıkarıldı.

Kaybolan Cüzdan 54 Yıl Sonra Bulundu

Paul Grishan (91) adlı emekli askeri meteorolog, 53 yıl önce kaybettiği cüzdanına kavuştu. Sevincini, ‘Sadece havaya uçtum. Gerisini hatırlamıyorum,’ diye belirtti.

Atlantik'i Kürek Çekerek Geçen 70'lik Delikanlı

Frank Rothwell (70) adlı gönüllü, demans - bunama! - araştırmalarına dikkat çekmek ve yardım toplamak amacıyla ‘imkânsız!’ denilen eylemi başardı.

Diğer Tarih Haberleri

Churchill’in Ayakkabısına Ve Bardağına 58 Bin Sterlin

İngiltere’nin eski Başbakanı Winston Churchill’in evinde giydiği kadife ayakkabıları 40 bin sterline, su bardağı da 18 bin sterline satıldı.

Hitler'in Klozet Kapağına 18 Bin Dolar

Adolf Hitler’in Bavyera Alpleri’ndeki özel sığınağında kullandığı klozetin kapağı 18.750 dolara satıldı.

Altın Dilli Mumya

Taposiris Magna Antik Kenti’neki arkeolojik çalışmalarda, 2 bin yıllık altın dilli mumya ortaya çıkarıldı.

‘Kaset’ Babasını Yitirdi

Portatif kaseti üretip/geliştirip müziği kolay erişilebilir hale getiren Hollandalı mühendis Lou Ottens 94 yaşında hayatını yitirdi.

Kaybolan Cüzdan 54 Yıl Sonra Bulundu

Paul Grishan (91) adlı emekli askeri meteorolog, 53 yıl önce kaybettiği cüzdanına kavuştu. Sevincini, ‘Sadece havaya uçtum. Gerisini hatırlamıyorum,’ diye belirtti.

Tabutunun Tahtasından Baston Yapılan Cadı

Lilias Adie, İskoçya’da ‘büyücülük yaptığı’, ‘cadı’ olduğu iddiasıyla yargılandı. 30 gün uyutulmadı, aç bırakıldı, ağır işkence altında tutuldu. İntihar etmek zorunda bırakıldı. Ölümünden 315 yıl sonra yapılan hata kabul edildi ve özür dilendi.

Uzaya Çıkan İlk Türk Kökenli Kozmonot

Uzaya çıkan ilk Türk kökenli subay, Sovyet vatandaşı Andriyan Grigoryeviç Nikolayev’di. Nikolayev, 1962’de fezaya ilk adımını attı.