Ayasofya’ya Fahişe Sokanlar

Ortodoks Hıristiyanların da kutsal mekânı Ayasofya, tarihinin en büyük zulmünü yine aynı dinin mensuplarından gördü. Katolik askerlerden oluşan Haçlı Ordusu, Konstantinopolis’in ve mabedin bütün zenginliklerini yağmaladı. Kutsal mekana fahişe(ler) soktu, çırılçıplak dans ettirdi ve alem yaptı.

Ayasofya’ya Fahişe Sokanlar

Villehardouinli Geoffrey - Fransızca tam ismi: Geoffroi de Villehardouin! - 4. Haçlı Seferi’ne bizzat katılıp yazdığı ‘De la Conquête de Constantinople’ - Konstantinopolis'in Fethi (Üzerine)! - adlı eserinde yaşadıklarını/şahit olduğu olayları abartısızca/gördüğü şekilde anlattı. ‘Kutsal amaç uğruna binlerce kilometre yol gelen ‘İsa’nın fedaileri’, İstanbul’da misyonlarını unuttu. Şehrin zenginliği, yüksek kültürü ve eşsiz mimarisi karşısında ‘pay kapma’, ‘talan’, ‘zenginleşme’ derdine düştüler.’ 

Geoffrey şahitliklerini yazdı:

‘Askerler/Gönüllüler üniformalarının üzerindeki haçın anlamını bir anda unuttu. Zenginlik, medeniyet gözlerini döndürdü. Kundakçılığa, hırsızlığa, katliama giriştiler. Saraylar soyuldu. Zengin konakları talan edilip ateşe verildi. Evlerdeki kıymetli eşyalar, mücevherler toplandı. Erkekler öldürüldü. Aman dileyenlere fırsat verilmedi. Kadınlara, genç kızlara saldırılıp ırzlarına geçildi. Kölelerin, köylülerin giysileri bile yağmalandı. Ne buldularsa aldılar ve atlarına/katırlarına yüklediler…’

Çağdaş İtalyan romancı Umberto Eco da, 4. Haçlı Seferi’nde Latinlerin İstanbul’u işgal ettikten sonra yaşattıkları vahşeti ve talanı Baudolino adlı eserinde işledi. İmparator Friedrich’in danışmanı Baudolino’nun ağzından, mezhep kavgalarını, savaşları, zulÜmleri dillendirdi. Tarihinin en büyük yıkımını/soygununu yaşayan İstanbul’ın ‘nehir resimler’ini gözlerimizin önüne getirmeye çalıştı.

- Ayasofya Eski Bir Pağan Tapınağının Temelleri Üzerine Kuruldu… -

Ayasofya, M.S. 360 yılında, Bizans İmparatoru 2. Konstantin tarafından inşa ettirildi. Eski pağan tapınağının temelleri üstünde yükseldi ve kilise formatında kullanıldı. Tarihi yapı çeşitli devirlerde birkaç kez elden geçti, adeta yeniden kuruldu. Depremler, yangınlar ve sel baskınlarından ciddi şekilde etkilendi. 1204’e kadar geçen yazılı kaynaklara göre, yeri sabit kaldı fakat ana gövde değişiklik(ler) gösterdi.

İstanbul’un vatan toprağına katıldığı günlerde Ayasofya, Ortodoks Hıristiyanlarca - son kez! - kullanıldı. Fatih Sultan Mehmet, 1 Haziran 1453’de ilk Cuma namazını kıldı. Tarihi mabedin cami şeklinde düzenlenmesini emretti. Mihrap ve minber yapılmasını buyurdu. Asırlık mozaiklerin üzeri kapatıldı. - Sultan’ın plastik sanatlara ilgisi bilindiğinden süslemeler kireçle kaplandı, kazınmadı! - Sünni İslâm anlayışına göre, ibadethanelerde her türlü resmin ve heykelin bulunması yasaktı! Çan ve haçlar çıkarıldı. Kilise alametleri kaldırıldı. 

Ayasofya’nın ilk minaresi, 1481’de Fatih’in ölümünden az evvel yapıldı. 2. minare, oğlu, 2. Beyazıt’a nasip oldu. Ayasofya, uzun ömrünü biraz da Mimar Sinan’a borçluydu. 2. Selim - Sarı Selim/halk arasındaki adıyla ‘Sarhoş Selim’! -, imparatorluğun baş mimarına Ayasofya’nın onarılmasını/kuvvetlendirilmesini emretti. Tamirat tamamlanırken, 2 yeni minare daha inşa edildi. Böylece 3 ayrı hükümdarın imzasını taşıyan 4 minare ortaya çıktı.

- Ayasofya, 1616’ya Kadar Osmanlı’nın En Büyük Camisiydi… -

Ayasofya, 1616’ya kadar Osmanlı’nın en büyük camii idi. Sultan 1. Ahmet’in anıt yadigârı Sultan Ahmet Camii yapılınca 2.lige çekildi. Ama kubbe genişliği geçilemedi. 

Ayasofya’nın bahçesine yapılan ilk türbe - Mimar Sinan’ın eseriydi! - 2. Selim’e aitti. 3. Murat, 3. Mehmet, 1. Mustafa ve 1. İbrahim de anıtmezarlarına defnedildi. Son 2 padişahın ebedi uykuya yatırıldığı yerin Bizans dönemindeki adı ‘vaftizhane’ idi.

Sultan eşleri, çocukları da Ayasofya’daki türbelere gömüldü. Hayatları romanlaştırılan, dizi filmlere çekilen Safiye Sultan ile Nurbanu Sultan da aynı yerde metfundu. Şehzadeler ve sultan hanımlar da farklı türbelere defnedildi.

Ayasofya’ya yıllar boyunca eklemeler yapıldı. 1739’da, medrese, aşevi ve kütüphane inşa edildi. 1847’de başlayan geniş kapsamlı tamir/yenileme çalışmaları 2 yıl sürdü. Süreç boyunca cami ibadete kapatıldı. 1849’da tekrardan cemaatine kavuştu ve 193o’a kadar açık kaldı. 1930 ile 1935 arasında uzun süreli restorasyona alındı. - Onarılan büyük levhalardan - hatlardan! - birisi de Sultan 2. Mahmut’un eseriydi! -

Amerikalı arkeolog/bizantolog Thomas Whittemore, 1931’de, Türkiye’ye, Ankara’ya geldi. Hükümetten, Ayasofya’daki mozaiklerin tekrar ortaya çıkarılmasına yardım edebileceğini beyan etti. Çalışmaları 16 yıl sürdü, 1947’de tamamlanabildi. Resimler - istenildiği/beklenildiği oranda olmasa da! - gün yüzüne/ışığına çıkarıldı.

- 4. Haçlı Seferi’nin Hazırlıkları… -

Oysa Ayasofya, 1203’de, 4. Haçlı Seferi’nde istilanın ve yağmanın merkezindeydi. Farklı mezhebe mensup - Katolik! - Hıristiyan askerler, kendi dinlerinin kutsal mekânında tarihte eşine az rastlanan barbarlık örnekleri sergiledi.

3. Innocentius - İtalyan asıllıydı, doğum adı ‘Lotario de' Conti di Segni’ idi! -, 1198’de papa seçildi. Orta Doğu’da özellikle de Kudüs’te Hıristiyan hâkimiyetinin sağlanması için ‘kutsal cihat’ çağrısında bulundu. ‘Mübarek topraklar asıl sahiplerine dönmeliydi!’ Ama Filistin’in özellikle de Kudüs’ün ele geçirilmesi hiç kolay değildi. Önceki teşebbüsler akim kalmıştı. Çok güçlü askeri yığınak yapılmalı, tarihin en büyük ordusu teşkil edilmeliydi. Yıllarca sürebilecek muharebeler için olağanüstü lojistik üsler tesis edilmeliydi. Mısır, düşünülen/planlanan ideal karargâh alanıydı. Karadan gitmek yerine deniz yolu tercih edilebilirdi. Sefer hem daha az zayiatlı, hem daha hızlı, hem daha ucuza gelebilirdi. Venedik Donanmasıyla anlaşılmalıydı. Kayıtlara göre 35 bin kişiye erişecek birleşik ordunun teçhizatı ve malzemelerini nakledebilecek başkaca deniz filosu da yoktu. Uzun ve yoğun pazarlık süreci sonucunda 85 bin gümüş liraya anlaşıldı. Yeni Haçlı Ordusu, Mısır’a intikal ettirilecekti. Ama bilinmeyen/gizlenmiş durum söz konusuydu. Venedik ile Mısır arasında ticaret anlaşması imzalanmıştı. Her iki taraf da sonuçtan memnun kalacaktı. Haçlı Ordusu Mısır’a çıkarsa, ülke işgal altına girecekti. Venedikli tüccarlar da yüksek kazançlarını yitirecekti.

- Ortadoks Kilisesi Katolik Kilisesi’ne Bağlanacaktı… -

Venedik Dükü Enrico Dandolo - Henricus Dandulus! -, tecrübesini ve diplomatik kıvraklığını gösterdi. Hedefi: Haçlı Seferi’nin yönünü değiştirmekti. Mısır yerini Konstantinopolis'e bırakırsa düşüncesi gerçekleşecekti. - Sefere katıldı, 1204’de - 98 yaşındaydı! - öldüğünde Ayasofya’nın üst galerisine gömüldü. - Mezar taşı hâlâ tarihi binanın içinde! - 

Oluşturulan ordunun başına tecrübeli asker  I. Bonifacio del Monferrato getirildi. Bonifacio, Bizans İmparatoru 3. Aleksios Angelos’un sürgündeki yeğeni Genç Aleksios görüştü ve gizli anlaşmaya vardı: ‘Haçlı Ordusu Konstantinopolis'i zapt ederse hükümdar koltuğuna oturacaktı. Bizans hazinesinden Venedik’e vaat edilen bedeli ödeyecekti. Mısır’a devam edecek/geçecek askerlerin nakliyesini karşılayacak ve 10 bin Bizans askerini de ‘kutsal sefer’e dâhil edecekti. Ayrıca Filistin ve Kudüs’te görevlendirilecek silahşor şövalyelerin maaşlarını/harcamalarını üstlenecekti. En önemli karar ise: Ortodoks Kilisesi’nin, Katolik Kilisesi’ne bağlanmasıydı. Yani Ortodoks Kilisesi kendini feshedecekti.’ 

İkili görüşmede alınan karar, Papa’nın da tasdikinden de geçti. Papa 3. Innocentius, tarih yazacağına inandı: 2 büyük Hıristiyan kilisesi birleşecek ve beraber hareket edecekti. Toplanan askeri konsey, Konstantinopolis'i 4. Haçlı Seferi’nin ilk durağı seçti ve harekete geçti.

Haçlı Ordusu’nun ekserisi fakir kişilerden, işçilerden, çiftçilerden ve zorlukla geçinen zanaatkârlardan oluştu. Profesyonel askerlerin sayısı azdı ve hepsi de komuta mevkiindeydi. Bizans’ın özellikle de Konstantinopolis'in zenginliği üzerine anlatılan hikâyeler göz kamaştırıcıydı/iştah kabartıcıydı. Şehrin ele geçirilmesinden sonra 3 gün boyunca talan edilecek olması en büyük hediyeydi. Zafer, ganimet ve servet demekti. İstanbul, Haçlı Orduları’nın yeni ‘altın madeni’ydi.

- Hükümdar 3. Aleksios Angelos, Hazineyi Alıp İstanbul’u Terk Etti… -

24 Haziran 1203'de, Haçlı Ordusu’nu taşıyan Venedik Donanması İstanbul önlerindeydi. Bizans’ın elindeki gemiler eskiydi ve az sayıdaydı. Deniz savaşına girilmesi kesin mağlubiyet getirirdi. Zincir gerip Haliç’e giriş engellenmeye çalışıldı. Ama Haçlı gemileri zorlanmadan Haliç’e geçmeyi başardı. 

İlk saldırı 17 Temmuz sabahı başladı. Venedik askerleri denizden, diğer birleşik kuvvetler de karadan harekâta geçti. Kısa mücadele sonucunda surlar aşıldı ve şehre girildi. Asker soyguna başladı. Evleri, resmi binaları, kiliseleri, sarayları talana girişti, ateşe verdi. Hükümdar 3. Aleksios Angelos savunmada kalmayı denedi. Üstün düşman kuvvetleri karşısında fikir değiştirdi. Aynı günün gecesinde kızı İrene’yi ve devlet hazinesini yanına alıp şehirden ayrıldı/çıktı. Trakya’ya geçip Edirne’ye ulaşabilirse can güvenliği sağlayabilecekti.

Konstantinopolis tarihinin en vahşi vurgunuyla karşı karşıyaydı. Yüzlerce yılda biriken servetler el değiştirdi. En nadide sanat eserleri çalındı. Ayasofya gibi tarihi kiliseler çapullandı. Kütüphanelerdeki nadide yazma eserler yakıldı. Şehir yangın yeriydi. Avrupa’nın en modern ve zengin şehirlerinin başında gelen İstanbul cehenneme döndü. Kiliseler, saraylar, kütüphaneler, senato binası, hamamlar ve konutlar tanınmaz hale geldi. Çoğu kullanılamayacaktı.

Bizans vatandaşları canını kurtarma derdindeydi. Genç kızlar, kadınlar, çocuklar hayatlarını/namuslarını korumaya çalıştı. Konutları bağırışlar, çağırışlar ve çığlıklar kapladı. Erkekleri öldürülen kadınlar, babalarını yitiren genç kızlar ırzlarına geçilip esir edildi. Konutlardaki ziynet eşyaları, mücevherat ve değerli kumaşlara/elbiselere el konuldu.

- İstanbul Tepeden Tırnağa Soyuldu… -

Mezhep taassubu gözleri köreltti. Ortodoks dünyasının en kutsal mekânı sayılan Ayasofya tarihinde hiç bu derece aşağılanmadı. Kadim mabet tepeden tırnağa yağmalandı. Duvarlarındaki kaplamalar, ikonalar söküldü. Hazreti İsa’ya, annesi Hazreti Meryem’e ve havarilere ait bütün emanetler/eşyalar toplandı. İsa Peygamber’in çarmıha gerilirken kullanıldığına inanılan/kutsal sayılan çiviye el konuldu. Ölüm anında başına takıldığı bilenen dikenli taç zorla alındı. Altın, gümüş haçlar, değerli madenlerden yapılmış şamdanlar torbalara dolduruldu. Taşınamayacak ağırlıktaki ganimet çuvalları katırların sırtına yüklendi.

Barbar saldırganlardan kaçan rahip ve rahibelerin kaderi daha da ürkünçtü. Silahsız/karşı koymayan rahipler teslim alınmadı. Tarihi kayıtlara göre yüzlercesi karınları deşilerek öldürüldü. Rahibeler tecavüze uğradıktan sonra katledildi.

Barbarlıkta sınır tanınmadı. Talandan beklediği payı kapamayanlar Ayasofya’nın sütunlarına saldırdı. Dedikoduya/inanışa göre, Ayasofya’nın taşı toprağı şifalıydı. Bir parçası su içine konulup kaynatılırsa böbrek ve göğüs ağrılarını yok ederdi. Tarihi mabedin sütunlarından ve duvarlarından parçalar koparma/sökme yarışına girişildi. Ama gözü dönmüş mütecavizlerin yüklerini atları/katırları bile çekemedi. Mecalsiz kalan hayvanlar birer birer yere yığılınca, öfke ile kalkan kılıçların kurbanı oldu.

- Ayasofya’ya Sokulan Çıplak Fahişe Dans Etti… -

Ama dramın finali daha tiksindiriciydi: Başını Fransız asıllı askerlerin çektiği grup, mabet içinde âlem yaptı. Kiliseye getirdikleri fahişe - Ortadoks Patriği’nin vaaz ettiği! - kürsüye çıkarıldı. Âdem elbisesiyle - anadan doğma vaziyette! - dans ettirildi ve şarkı söyletildi. - Daha ileri safhaları anlatmayalım! - Ayasofya’yı dolduran çapulcu askerler de şarap içip kafayı bulma sevdasındaydı. Bir kısmı da ganimet kabul ettikleri kadın ve genç kızlarla sevişme faslına geçti.

Bizanslı vakanüvis Nikitas Honiatis (1155 - 1217), ‘Kudüs’e giderken İstanbul’da konaklayanlar, altın ve gümüş için haçın üzerinde tepinmekten çekinmediler,’ diye tarihe not düşecekti.

Hükümdar kaçınca halkın direniş ruhu da kırıldı. Konstantinopolis başsız kaldı. Eski imparator II. İsaakios Angelos - gözlerine mil çekilip hücreye konulmuştu! - yeniden tahta geçirilmeye çalışıldı. Ama âmâ/kör kişinin tahta çıkmasına kanun engeldi. Yerine oğlu, IV. İsaakios Angelos unvanıyla tahta ortak edildi. Diğer hissedar da Genç Aleksios Angelos’du. 

- İstanbul’da Yarım Asırdan Fazla Süren Karmaşa… -

IV. İsaakios, kendine hükümdarlık tacı sunan Haçlı kuvvetlerinin asıl gayesini anlamakta zorlanmadı. İstilacılar uzun süre kalacaklardı. Mısır’a gidip Filistin üzerinden Kudüs’e ulaşma fikrinden/davasından vazgeçmiş görünüyorlardı. Hayallerini süsleyen zenginlikler Konstantinopolis’de fazlasıyla mevcuttu. Bölgeye hükmedecek yeni yapılanmaya gidecek, ‘Latin İmparatorluğu’ kurulacaktı.

Dukas adlı soylu, bunca karışıklık içinde darbe yapmaya kalkıştı. İktidar ortağı 2 genç hükümdarı yakalatıp öldürttü. Kendisini imparator ilan etti, işgalcilerin bütün taleplerini yerine getireceğini açıkladı. Ama yine de tahttan indirildi.

Boadin adlı diğer bir soylu, Haçlıların kurduğu Latin İmparatorluğu’nun hükümdarlığına getirildi. Venedik askerleri şehrin bir bölümüne yerleşip kendi yönetimlerini kurdu. Yeni devlet 1261’e kadar ayakta durabildi. 

Cenevizlilerle ittifak kuran İznik imparatoru - tarihteki unvanı ‘acımasız’dı! - VIII. Mikhail Paleoloigos, Konstantinopolis’i ele geçirdi. Doğu Roma İmparatorluğu’nu - Bizans’ı! - yeniden ihdas/ihya ettiğini bildirdi ve işgalcileri bölgeden sürdü/çıkardı. Ayasofya’da taç giydi.

1204 - 1261 arasında ayakta kalan Latin İmparatorluğu’nda 4 hükümdar hüküm sürdü.

- Konstantinopolis’den Kaçırılanlar… -

İstanbul’u yağmalayan Haçlı askerleri, ganimetleri İtalya ve Fransa’ya götürdü. Fahiş fiyatlarla satıp servet(ler) kazandılar. Eşyaların/eserlerin bir kısmı Vatikan’da ve önemli dini merkezlerde koruma altına alındı. Azizlerin kemiklerine altın muhafazalar yapıldı. Hazreti İsa’nın sarıldığına inanılan kefen Torino’da itina ile saklandı/sergilendi. İstanbul’daki Büyük Hipodrom’dan sökülen 4 at heykeli, - Venedik’de! - San Marko Meydanı’ndaki kiliseye konuldu.

Katolik ve Ortadoks Kiliselerinin birleştirilmesi projesi de suya düştü. Haçlı Orduları, kutsal topraklara gitmek yerine İstanbul’u işgali ve talanı yeğledi. Dindaşlarına tarihte eşine az rastlanacak vahşet sahnelerini reva gördüler. Aradaki ihtilaf ve çekişme kapanmayacak şekilde açıldı.

İstanbul’da yaşayan Ortodoks Hıristiyanların çoğu, Osmanlı’nın yönetimine muhalefet etmedi. Şu meşhur cümle tarih sayfalarındaki yerini aldı: ‘Ayasofya’da kardinal külahını görmektense, Müslüman sarığını tercih ederiz…’

Ali Hikmet İnce yazdı.

24 July 2020 08:54
442 kez okundu

Süzme Haber



Benzer Haberler

Yunanistan Başbakanı’nın Babası Türkiye’de Mülteciydi

Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis’in babası – kendisi de Yunanistan Başbakanı’ydı! - Konstantinos Miçotakis, Türkiye’de mülteci sıfatıyla - tam 7 yıl! - kaldı.

Nobel’e Aday Gösterilen Atatürk

Yunanistan Başbakanı Elefterios Venizelos (1864 - 1936), 12 Ocak 1934’de bir mektup yazıp Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ü Nobel Barış Ödülü’ne aday göstermişti.

Cenazesi Kokup Çürümeye Başlayan Padişah

Sultan 2. Mehmet’in cesedinin terkedildiği karanlık odadan kötü kokular yayılmaya başladı. Üzerinden elbiseleri çıkarılmayan, sıcaktan şişen ve çürümeye başlayan cesedin yanına girmek mümkün değildi.

Gazoz ve Çikolatada Viagra

Gazoz, çikolata, süzme bal üretimi yapan bazı firmaların mamullerinde cinsel gücü artırıcı, zayıflatıcı, ağrı kesici ve sakinleştirici özelliği olan ilaç etken maddeleri kullandığı iddia edildi.

Alman Konsolosluğu’nda Uyuyan Osmanlılar

Eski Almanya Büyükelçiliği - şimdi Alman Başkonsolosluğu! - binası Müslüman mezarlığı - Ayaspaşa Mezarlığı’nın bir bölümü! - üzerine inşa edildi.

Melek Girmez Sokağı’ndaki Cami

Melek Girmez Sokağı, 1812’deki veba salgını ile ününe ün kattı.

Corona Virüsünü İlk Bulan Hanım Doktor

Dünyayı esir alan Corona virüsünü ilk bulan İskoç asıllı İngiliz vatandaşı Doktor June Almeida idi.

Metresi İçin Karısını Öldürten Başbakan

Afrika’nın küçük ülkesi Lesotho’nun Başbakanı Thomas Thabana (80), metresi/sevgilisi ile evlenebilmek için nikâhlı karısını öldürtmekle suçlandı.

Taliban’ın Makyajlı Sürmeli Militanları

Resimlerdeki militanların aşırı makyajlı, gözleri sürmeli, el ele samimi pozları farklı çağrışımlar yaptırdı.

‘Elektrikli Sandalye’nin Mucidi Edison

Elektrikli sandalye tamamen bir tesadüf sonucu ortaya çıktı.

Bir Milyon Sterline Porselen Çaydanlık

Birkaç bin sterlinlik fiyat tahmini yapan şirket yöneticileri sonucu şaşkınlıkla karşıladı

Vahdettin Kürtlere Bağımsızlık Verecekmiş

Osmanlı’nın son hükümdarı Vahdettin’in imparatorluk tebasındaki Kürtler’e bağımsızlık vermeyi kabul etmiş.

Çanakkale Gazisi İsrail Başbakanı

İsrail’in 2. Başbakanı Moshe Sharett (1894-1965), Çanakkale Savaşları’na bizzat üsteğmen rütbesiyle katılmış ve gazi olmuştu.

Cengiz Han’ın Resmini Çiğneyene Hapis

Moğol İmparatoru Cengiz Han’ın resmini ayağı ile çiğneyen ve eylemini videoya çekip sosyal medyada yayınlayan Çinli gence 1 yıl hapis cezası verildi.

Diğer Tarih Haberleri

Dünyanın İlk Havacı Kadın Mareşali

İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth’in kızı Prenses Anne (70) rütbe atlayıp ‘dünyanın ilk kadın mareşali’ oldu.

Tek Kişilik Hükümet

Dünyanın ilk tek kişilik hükümeti Büyük Okyanus’taki Cook Adaları’nda kuruldu.

CIA, Hanımları Güzelleştirecek

Habere göre CIA’in paravan şirketi, ünlü kozmetik firmasına başvurup ‘müşteriye özel’ uygulamanın inceliklerini öğrenmek istedi. Daha doğru bir ifade ile ‘bilimsel yardım’ talebinde bulundu.

Trump, Beşar Esed’i Öldürtmek İstemiş

ABD Başkanı, 2017’deki kimyasal silah saldırısından sonra Suriye Devlet Başkanı Beşar Esed için suikast emri vermek istediğini ilk kez dile getirdi.

Erotik Videolarda Şifreli Örgüt Mesajları

El Kaide adlı İslâmcı (!) örgütün kurucu lideri Usame bin Ladin’in, örgüt üyelerine verdiği talimatları ‘erotik videolar’da şifreli mesajlarla ilettiği ortaya çıktı.

Bira Yapımını Anlatan Sümer Tableti

Tablet üzerinde kazılı yazıda, mısır, arpa ve buğdayın yetiştirilmesi, toplanması, içki haline getirilmesi ve ambalajlanması gibi konularda bilgiler yer alıyor.

Rus Muhalif Lider Navalny Zehirlenmiş

Berlin’de Charite Hastanesi’nde tedavisi süren ve halen yoğun bakımda tutulan Navalny’in zehirlenmesi ile ilgili yeni bilgilere ulaşıldı.