‘Acıların Kadını’ Bergen’in Bol Acılı Öyküsü

Rivayete göre, babası, kızının şarkıcılık yapmasına rıza göstermemişti. Hasta yatağında, ölümün eşiğinde, ‘Belgin şarkıcı olursa, iki yakası bir araya gelmesin,’ diye beddua etmişti.

‘Acıların Kadını’ Bergen’in Bol Acılı Öyküsü

Adını Norveç’in bir şehri olan Bergen’den almıştı. Nüfus kaydındaki ismi Belgin Sarılmışer’di. 30 yıl yaşadı; her türlü eziyeti gördü; yüzüne kezzap atıldı; bacağından bıçaklandı; en sonunda da başına gelen tek kurşunla hayatını yitirdi. Altın plak ve altın kaset sahibiydi. Hayatını anlatan filmde başrolde oynadı. Yaşamını konu alan başka bir film daha çekildi. Hikâyesi kitaba bile konu olabildi. Kısa, ama çok hızlı, bol inişli-çıkışlı yaşadı. Avamın dilindeki slogan gibiydi: Hızlı yaşamıştı; genç ölmüştü; cesedi de yakışıklıydı …

Belgin Sarılmışer; ünlü romancımız Orhan Kemal (Öğütçü) gibi Adanalıydı. (Bir iddiaya göreyse, Mersin’de doğmuştu.) Bereketli topraklar üzerinde dünyaya gözlerini açmıştı. Babası emeği ile geçiniyordu: Boyacı ustasıydı. Annesi ebeydi. Popüler adıyla Bergen, ailenin 6 çocuğunun en büyüğüydü. Annesine yardım etmeye, küçük kardeşleriyle ilgilenmeye hazırdı.

Ankara Devlet Konservatuarı Piyano Bölümü

Aile yokluk içindeydi; geçim sıkıntısı alın yazılarının ana çizgisiydi. Bergen, 8 yaşına geldiğinde, anne ve babasının ayrılığını yaşadı. Annesiyle Ankara’ya geldi. O yıllarda gecekondu bölgesi olan Yenimahalle-Şentepe’de ev kiraladılar. Küçük kız, evlerinin yakınındaki Yunus Emre İlkokulu’na yazıldı. Okulda, öğretmeninin yönlendirmesiyle müzikle tanıştı. Sesi güzeldi; iyi derecede mandolin çalabiliyordu. Yine öğretmeninin desteğiyle Ankara Devlet Konservatuarı Piyano Bölümü’ne kaydoldu. Sınavı birincilikle kazanmıştı. Annesinin kazancı eğitimini tamamlamasına yetmedi. Yoksulluk, piyano sanatçısı olma idealini-ümidini yok etmişti. Mahkeme kararıyla yaşı büyütüldü; - bulabildikleri! - tanıdık torpili ile 1978’de PTT’de işe başlatıldı. 

Belirli işi, belirli maaşı olunca, hem ailesinin yüzü güldü, hem de kendisine olan güveni geri geldi. Ankara; sosyal hayatını da, meslekî hayatını da etkileyecek, değiştirecekti. İlk aşkım, dediği Yalçın’ı tanıdı. Yalçın, taksi şoförüydü. İddiasına göre, Yalçın’ın tecavüzüne uğradı; sevgilim dediği adam, zorla ona sahip oldu. Belgin ikinci bir sille daha yedi: Yalçın bir gün yanına gelip, ‘başkasıyla evleneceğini,’ söyleyecekti. Hayat; Belgin’e mutluluğu çok görmeye başlamıştı.

Gündüz PTT’de, Akşam Feyman Kulüp’te

PTT’deki arkadaşlarıyla hafta sonlarında eğlenmeye gidiyordu. Bir gece, Ankara Olgunlar Sokak girişindeki Feyman Kulüp’e uğradılar. Kulübü, İlhan Feyman çalıştırıyordu. Belgin, arkadaşlarının ısrarı üzerine sahneye çıktı ve şarkı söyledi. Kulüp sahibi İlhan Feyman, sahnedeki genç kızın sesini çok beğendi ve proğram yapmasını önerdi. Belgin, gündüz PTT’de, akşam ise Feyman Kulüp’te çalışmaya başladı. Kendisine Grup Lokomotif eşlik ediyordu; sanat müziği ve hafif müzik parçaları okuyordu. Genç kızlığının ilk yıllarındaydı; yakın çevresinin betimlemesine göre, ‘bir içim su’ydu; müşterileri arasında çok sayıda hayranı da bulunuyordu.

Sahne adı diye kullandığı Bergen’in de ilginç hikâyesi vardı. Bir gün, evde kardeşinin Coğrafya Atlası’na bakarken, Norveç’in haritasını görmüş, Bergen şehrinin ismini çok beğenmişti …

Kulisinde Kurulan Çiçek Bahçesi

Feyman Kulüp, Bergen’in önünü açtı; üne ve yeni iş imkânlarına kavuşturdu. Adana Kuyubaşı Gazinosu’ndan çok iyi transfer teklifi aldı. Belli süre çalıştıktan sonra, lüks araba sahibi bile olabilecekti. Gazino denilen mekân, aslında pavyondu. 

Kendisinden de arabesk söylemesi isteniyordu. Genç solist, yeni türe zorlanmadı; kısa sürede ustalaştı ve müşterilerce sevildi. Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur ve Müslim Gürses parçaları repertuarını oluşturuyordu. 

Müşterileri arasında, - kendi betimlemesiyle! - ‘kömür gözlü’ bir adam vardı. Sahnenin önündeki masaya oturuyor, gözlerini güzel solistten ayırmıyordu. Her gece, ama her gece ‘hedefe kilitlenmiş silâh gibi’ydi; adeta gözleriyle film çekiyor, kayıt yapıyordu. Program sonunda kulisinde de çiçek bahçesi kuruluyordu. ‘Kömür Gözlü’ adamın aşırı ısrarı ve sabrı, sonunda ‘acı’ meyvesini verdi. Adamın adı Halis Serbes’di; aynı zamanda, Bergen’in hayatını karartıp, dram yumağına döndürecek ‘azrail’iydi.

Bergen yeni araba almıştı; el senetleri vermiş, haftalık ve aylık taksitlerini ödüyordu. Bir gece program çıkışında otomobilinin yakıldığını-yandığını gördü; daha ödemelerini bitirmemişti. Çok üzüldü; kahroldu; ama Serbes ona arka çıkacaktı. ‘Canın sağ olsun! Ben yenisini alırım,’ diyecekti. Bergen’e destek verirken, bir yandan da kendisine bağlamayı planlamıştı. Gazino patronları sözünde durmadığında da, Bergen’in yanındaydı. 

Çok geçmeden, arabanın Halis tarafından yaktırıldığı ortaya çıkacaktı. 

‘Kömür Gözlü’ Hep İzlemede

Halis ile Belgin nişanlandı; Adana’a ev tutup beraber yaşamaya karar verdiler. Ocak 1982’de de evlendiler. Ama, Halis Serbes evliydi; kıyılan nikâh ise ‘sahte’ydi. - Bergen, evlenince çalışmayı bırakmış, ‘evinin kadını’ olmuştu. İki günde bir kavga ediyorlar, genç solist kıyasıya dövülüyordu. Gerçek çok geçmeden anlaşıldı; Bergen evi terk etti. İlişkisine ara verdi; pavyonlarda, kulüplerde, gazinolarda program yapmaya başladı. Ama, ‘kömür gözlü’ hep izlemedeydi. Ya karşısındaki masada boy gösteriyor, ya da çiçek yolluyordu. Kısacası her ikisi de çıkmazdaydı: Bergen, ne Halis ile, ne de Halis’siz olabiliyordu. Halis de, Bergen’siz … 

Bergen, 1982’nin ortasında ilk uzunçaları, ‘Şikâyetim Var!’ı çıkardı. Albüm beklenilen ilgiyi görmedi. Adana’dan ayrılıp İzmir’e yerleşti ve New York Gece Kulübü’nde programa başladı. İzmir’i ve seyircisini sevmişti; daha nitelikli, daha hoşgörülü, daha modern anlayışlı şehirde yaşamayı özlediğini söyleyecekti. Hasretini çektiği şehir: İzmir’di. 

Ama mekânın, yörenin, şehrin uğuruna inanılabilir miydi? 

31 Ekim 1982’de programını bitirmiş, kulübün kapısından çıkarken hayatını değiştirecek sürprizle karşılaştı. Adının Şakir olduğu belirlenen şahıs, elindeki kova dolusu kezzabı Bergen’e boca etti. İçkili genç kadın, yüzüne yayılan sıcaklığı hissetti. Sonrası derin uykuydu. Soruşturmada, Halis Serbes’in Şakir’i tuttuğu, 500 bin lira karşılığında eylemini yaptırdığı ortaya çıktı. Serbes; ‘Bana yar olmayan kimseye ol(a)maz!’ düşüncesindeydi. Bergen’in ayrılışını affedememişti. İki ay kaçtı, sonra yakalandı. Mahkemece, 13 yıl 11 ay hapse mahkûm edildi.

Cehennem Ateşi Ahirette Olur; Sen Beni Dünyada Ateşe Attın

Bergen, 20 gün kadar yoğun bakımda kaldı. Hastane yatağında Müslim Gürses rüyasına girmiş; Cehennem Ateşi Ahirette Olur; Sen Beni Dünyada Ateşe Attın, şarkısını birlikte defalarca söylemişlerdi. Saldırıdan hayatını kurtardı, ama önce iki gözünden oldu. Doktorların uzun ve sabırlı mesaisi sonucunda sol gözü açılabildi. Yüzündeki yanık izleri için, 3 defa estetik ameliyata yattı. Ünlü estetik cerrahı Onur Erol, bütün becerisini ortaya koymuştu.

Hikâyeleri, 1968 yapımı, İzzet Günay ile Türkan Şoray’ın oynadığı, Ömer Lütfi Akad’ın en önemli eseri Vesikalı Yarim’e ne kadar da benziyordu. Manav Halil ile pavyon şarkıcısı Sabiha’nın öyküsü gerçekleşmişti. Filmde Halil, Sabiha’dan nasıl vazgeçemiyorsa; gerçek hayatta Halis de Belgin’den ayrılamıyordu. Bergen, Halis’i hapishanede de yalnız bırakmadı; ziyaretine gitti; ihtiyaçlarını giderdi ve çıkışını sabırla bekledi. Hattâ kezzap olayındaki şikâyetini geri çekti. 

Bergen’in Halis’e olan aşırı ilgisi-zaafı, sonunu getirecekti.

3’üncü Albümü Acıların Kadını

Mayıs 1986’da, Yaşar Plakçılık’tan İnsan Severse adlı albümü çıktı ve büyük ilgi gördü. Dönemin en ünlü gece kulübü Stardust’ın kapıları açıldı. Aynı yılın Eylül ayında, Bergen’in 3’üncü albümü Acıların Kadını piyasayı selâmladı; kısa sürede 1 milyonluk satış rakamına ulaştı.

Bergen; 1987’de, TRT’de ilk ve son kez görünecekti. Ergun Balcı’nın Musiki Maceramız adlı programında kısa röportaja konu edilecekti. Acıların Kadını adlı bilinen şarkısının bir bölümüne yer verilecekti. Aynı yıl, ilk ve tek sinema filmi, Acıların Kadını’nda, Yalçın Gülhan ile başrolleri paylaştı. Ülkü Erakalın’ın yönettiği filmde, diğer önemli rollerde ise, Asuman Aslan ve Ali Rıza Özbilgiç oynuyordu. Yine aynı yıl, Albümü En Çok Satan Arabesk Kadın Sanatçı ve Yılın Arabesk Kadın Sanatçısı ödüllerini kazandı.

Bir yönden de, 1987 yılı, Bergen için uğurlu gelmeyecekti. Haftalık yayınlanan bir müzik-magazin dergisinde, Avusturyalı Organizatör John Pale ile aşk yaşadığı yazılacaktı. Haber tamamen yalandı;  - bir iddiaya göre! - gazinocular arasındaki rekabetin ürünüydü. Halis Serbest, cezasını çektiği Niğde Açık Cezaevi’ndeydi ve gaza getirilmeye çalışılıyordu. Bergen, 1987’nin Ağustos ayının ilk günlerinde Adana Lunapark Gazinosu’nda şarkı söylüyordu.  Gazinonun kadrolu fotoğrafçısı Necmettin Utaş tarafından bacağının üç yerinden bıçaklandı. Utaş’ın eylemi üzerinde pek çok iddia seslendirildi. En dişe dokunur savlar, ‘kocasının azmettirdiği’ ve ‘gazinocular arasındaki kıyasıya rekabet’ti. Saldırılar, Bergen’in gözünü korkut(a)madı. Yılın sonuna doğru, İstanbul Çakıl Gazinosu’nda program yapacaktı.

Yedinci-Son Albümü: ‘Yıllar Affetmez’

Halis Serbes, 1988 Temmuz’unda cezasını tamamladı ve salıverildi. Bergen ve kocası, Mersin’de beraber yaşamaya başladı. Şarkıcı, Şubat ayında sahne çalışmalarını bıraktığını ve evinin kadını olacağını açıklamıştı. Ama ilişkileri aynıydı; yine kavga-gürültü ve dayak vardı. Bir yıl sonra boşandılar. Bergen, yedinci-son albümü, Yıllar Affetmez’i çıkardı; tanıtımı için Anadolu’nun tozlu yollarında turneye çıktı.

Bergen’in hayatını kabusa çeviren, yapmadık kötülük kalmayan Serbes, eski karısının mesleğe dönüşünü kabullenememişti. Bir yemek molasında, iki korumasının yanında, önce annesine sonra da Bergen’e kurşun yağdırdı. Arabesk müziğin taçsız kraliçesi hayatını yitirdi. 

Rivayete göre, babası, kızının şarkıcılık yapmasına rıza göstermemişti. Hasta yatağında, ölümün eşiğinde, ‘Belgin şarkıcı olursa, iki yakası bir araya gelmesin,’ diye beddua etmişti. Alın yazısı, Bergen’in rahat, huzurlu, mutlu bir hayat sürmesine asla izin vermemişti. Hayat hikâyesi tam bir arabesk örneğiydi. Yaşam Öyküsü, başrollerini Kadir İnanır ve Bennu Gerede’nin oynadığı Aşk Ölümden Soğuktur adlı filme konu oldu. Filmin galasına, eski kocası-cellatı Halis Serbest de katıldı ve şerefe rakı içti. Hatırlarda kalan sözü, ‘Hiç pişman değilim!’di. Serbest, öldürme fiilinin karşılığında, 1 yıl 3 ay hapse mahkûm edilmişti; toplam 7 ay hapis yatacaktı.

Ali Hikmet İnce yazdı.

20 January 2018 18:59
5,884 kez okundu

Süzme Haber



Benzer Haberler

Yıldız Yaratan Yapımcının İntiharı

Nevzat Pesen; sektör haline gelememiş acımasız Yeşilçam sinemasının ne ilk, ne de son kurbanıydı.

Aşk Filmlerinin Değişmeyen Aktörü

Göksel Arsoy; Kerime Nadir’in ünlü romanı Samanyolu (1959)’nun sinema filmi ile şöhrete ulaşmıştı.

Yeşilçam’ın Görünmeyen Şarkıcısı

Belkıs Özener (Özyenginer), ablası Gönül Yazar gibi, geleneksel müziğimiz, Türk Sanat Müziği parçalarına hayat verdi.

Belgin Doruk’un Suya Düşen Hayali

Beyazperdenin Küçük Hanımefendisi Belgin Doruk içinde bulunduğu ekonomik çıkmazı aşmak için çareler arıyordu.

Dilencilere Devlet Bankasından Tüketici Kredisi

Adı açıklanmayan bir devlet bankasının Adana ve Hatay’da bulunan iki şubesinden dilenci, uyuşturucu müptelası ve hırsızlara tüketici kredisi verildiği iddia edildi.

‘Asgari Ücretli’ Euro Milyoneri

Polisin yaptığı araştırma sonucunda, çetenin asgari ücretle çalıştırdığı bir zanlının hesabından tam 1 milyon Euro bulunduğu ortaya çıkarıldı.

Niğde’de Saklanan Kutsal Emanetler

Hükûmet ve Türk Genel Kurmayı,İstanbul'un bombalanabileceğini de ihtimal dahiline almıştı. Böyle bir durumda, saraylar, tarihî eserler ve müzeler büyük zarar görebilirdi.

Bavulda Festivale Giden Film

Umut, 1970 Adana Altın Koza Film Yarışması’nda tam altı ödül birden kazanmıştı.

Altın Dilli Mumya

Taposiris Magna Antik Kenti’neki arkeolojik çalışmalarda, 2 bin yıllık altın dilli mumya ortaya çıkarıldı.

11 Milyon Liraya Corona Maskesi

İmalatında 18 ayar beyaz altın ve 3.600 adet beyaz ve siyah renkli elmas parçaları kullanılacak.

Afili Olur Zenginin Maskesi

Shankar Kurhade (49) adlı Hint asıllı zengin iş adamı korona salgınından korunmak için kendisine altın maske yaptırdı.

Casus, Başbakan’ın Yatak Odasında

Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov’un yatak odasında uyku esnasında izinsiz çekilen fotoğrafları internet ortamında yayınlandı ve siyaset dünyasında bomba etkisi yaptı.

‘Ben Tanrı’yım’ (!) Yazılı Plaka Kullanan Sürücü

Bennie Hart (65) adlı emekli postacı, özel otomobilinde ‘I’m God’ (Ben Tanrı’yım(!)) yazılı plakayı kullanması engellenince mahkemelik oldu.

Altın Dilli Mumya

Taposiris Magna Antik Kenti’neki arkeolojik çalışmalarda, 2 bin yıllık altın dilli mumya ortaya çıkarıldı.

‘Kaset’ Babasını Yitirdi

Portatif kaseti üretip/geliştirip müziği kolay erişilebilir hale getiren Hollandalı mühendis Lou Ottens 94 yaşında hayatını yitirdi.

11 Milyon Liraya Corona Maskesi

İmalatında 18 ayar beyaz altın ve 3.600 adet beyaz ve siyah renkli elmas parçaları kullanılacak.

Afili Olur Zenginin Maskesi

Shankar Kurhade (49) adlı Hint asıllı zengin iş adamı korona salgınından korunmak için kendisine altın maske yaptırdı.

Casus, Başbakan’ın Yatak Odasında

Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov’un yatak odasında uyku esnasında izinsiz çekilen fotoğrafları internet ortamında yayınlandı ve siyaset dünyasında bomba etkisi yaptı.

‘Lozan Bayramı’nı Demokrat Parti Kaldırdı

1923’den 1949’a kadar aralıksız kutlanan ‘Lozan Barış Bayramı’, 14 Mayıs 1950’de iktidara gelen Demokrat Parti tarafından - aynı yıl! - kaldırıldı.

Nazım Hikmet, Fenerbahçe’nin Amigosuymuş

Ünlü şairimiz Nazım Hikmet; gençlik yıllarında futbolla ilgilendi; Kadıköy’de Fenerbahçe’nin maçlarını kaçırmadan izlemeye çalıştı.

Başbakanlığın Kasasından Çıkan Donun Gizemi

İhtilal sonrası Başbakanlık'taki resmi kasadan çıkan ve Yassı Ada Duruşmalarında delil diye kabul edilen kadın donunun 'düzmece delil' ve aslında erkek donu olduğu ileri sürülmüştü.

Menderes’in Bakanına Darbe Liderliği Önerisi

İddiaya göre Şemi Ergin; 27 Mayıs 1960’da yapılacak askerî darbenin ilk işaretleri ortaya çıktığından beri haberdardı.

Kemal Tahir Gençliğinde Ünlü Bir Kabadayıydı

Ünlü sosyalist romancımız Kemal Tahir gençliğinde hızlı bir kabadayıydı. Mahallesinden izni olmadan kuş bile uçamazdı.

Devlet Başkanının Kardeşi Uyuşturucu Kaçakçısı

Honduras Devlet Başkanı Juan Orlando Hernandez’in erkek kardeşi Antonio Hernandez (42), ABD’de görülen uyuşturucu davasında müebbet hapse mahkûm oldu.

Koronalı Hasta Düğüne Katılıp Halay Başı Oldu

Ankara’nın Altındağ ilçesinde karantina sürecini konutunda geçirmesi istenen şahıs, önce camiye gitti, sonra sokağındaki düğüne katılıp halay başı oldu.

Çürümeyen Elma Yetiştirildi

ABD’de bir üniversitenin sabırlı ve disiplinli çalışması sonuç verdi: Bir yıl boyunca çürümeden kalabilen elma türü yetiştirildi.

Başkanın Resimlerini Boyayan Öğrencilere Hapis

3 öğrenci kız; devlet başkanının ders kitaplarında bulunan resimlerini boyadıkları gerekçesiyle tutuklandı.

Sıska Gelin Alan Damada Devlet Desteği

Moğolistan Hükumeti, zayıf kızları alacak damatlara bir tür rüşvet veriyor.

Kod Adı ‘Fakülteli’

Mahir Kaynak, deşifre olan-edilen ilk MİT ajanı olarak Türk İstihbarat Tarihi’ne geçti.

En Etkili Uyku İlacı Kivi

Tayvan’da kurulu Taipei Tıp Fakültesi’nce yapılan araştırmaya göre, uykuya geçmeden iki saat önce yenilebilecek iki kivi sorunsuz gece uykusu sağlıyor.

Zeki Müren’in Nişanlısı Nigar Uluerer

Uluerer, Zeki Müren’in kanatları altında sanatını icra eden ender/şanslı birkaç hanım sanatçı arasındaydı.

Kapısının Eşiği Öpülen Güzel Kadın

Ataç, Ankara’da güzel/edebiyat dostu bir kadına gönlünü kaptırmıştı. Kadının tayini çok geçmeden Konya’ya çıkmıştı.

Kocasına Soyadını Veren Şarkıcı

Şükran Ay; evlendikten sonra soyadını değiştirmedi. Hattâ ısrarını bir adım ileri götürüp kocasının da kendi soyadını almasını istedi.

Garipler Mezarlığında Bir Dansöz

Özcan Tekgül, 1950-1970 arasında sahnede, gazinoda, tiyatroda ve sinemada bir kasırgaydı. Sarı uzun saçlı, yeşil gözlü, hafif balık etli kadın, ‘ateş dansı’ ile seyredenlerini büyülüyordu.

Nazım Hikmet, Fenerbahçe’nin Amigosuymuş

Ünlü şairimiz Nazım Hikmet; gençlik yıllarında futbolla ilgilendi; Kadıköy’de Fenerbahçe’nin maçlarını kaçırmadan izlemeye çalıştı.

Başbakanlığın Kasasından Çıkan Donun Gizemi

İhtilal sonrası Başbakanlık'taki resmi kasadan çıkan ve Yassı Ada Duruşmalarında delil diye kabul edilen kadın donunun 'düzmece delil' ve aslında erkek donu olduğu ileri sürülmüştü.

Menderes’in Bakanına Darbe Liderliği Önerisi

İddiaya göre Şemi Ergin; 27 Mayıs 1960’da yapılacak askerî darbenin ilk işaretleri ortaya çıktığından beri haberdardı.

Donsuz Geceler Sayın Seyirciler

Ankara’dan yayın yapan tek kanallı TRT televizyonu siyasilerin gözbebeğiydi. Her akşam haberlerde yer almak isterlerdi. İktidar partisi kendini TRT’nin sahibi sanırdı.

Şairlerin Âşık Olduğu Kadın

Nahit Fıratlı (Gelenbevi) Hanım; Cumhuriyet dönemi Türk Edebiyatı’nın en önemli şairlerine ilham veren, yol gösteren, dertlerini paylaşan, evini/sofrasını açan, bazılarına kalbini aralayan tarifi/anlatılması gerçekten zor/imkânsız bir hanımdı.

Türkiye’nin İlk Piyanist Şantörü

Gencer, Türkiye’de ilk Türkçe sözlü pop müzik parçasını seslendirdi. Çocukluk arkadaşı, Fecri Ebcioğlu, Bak Bir Varmış Bir Yokmuş adlı şarkının sözlerini yazmıştı.

Sinemamızın Aptal (!) Uşağı Cevat Kurtuluş

Cevat Kurtuluş, Yeşilçam’a Ferdi Tayfur’un hediyesiydi. Konservatuarın Opera bölümünden mezundu.

Garipler Mezarlığında Bir Dansöz

Özcan Tekgül, 1950-1970 arasında sahnede, gazinoda, tiyatroda ve sinemada bir kasırgaydı. Sarı uzun saçlı, yeşil gözlü, hafif balık etli kadın, ‘ateş dansı’ ile seyredenlerini büyülüyordu.

Yılmaz Güney’in Jiletli Seyircileri

Yılmaz Güney’in - siyasî olmayan - avantür filmlerini seyreden seyircilerin, aynı arabesk müziğin önemli ismi Müslim Gürses’in taraftarları gibi ‘jiletli’ olduğu, Beyoğlu’ndaki sinemaların mobilyalarına zarar verdikleri ortaya çıktı.

Kanada’dan Esrar Özlü Alkolsüz Bira

Kanada’da tanınmış bir bira üreticisi, müşterileri için daha önce hiç denenmemiş bira çeşidi üretti.

En Yaşlı Kadın Hırsız

Doris Marie Payne (87) adlı bayan hırsız, ilerlemiş yaşına rağmen mesleğini icra ederken bir kere daha polise yakalandı.

Cenaze Namazı Kıldırılmayan Ülkücü

Ülkücü Mustafa Pehlivanoğlu ile devrimci Necdet Adalı aynı gün asıldı ve 12 Eylül’ün mimarları (!) ne sağda, ne de solda olduklarını bu icraatlarıyla gösterdi.

Köyü Canından Bezdiren Koç Rambo

Rambo; sürünün liderliği için yoğun enerji harcamadı. Üç yaşına girdiğinde, sadece çiftliğinin değil, köyünün de en güçlü, en ünlü koçuydu. Yanına sahibinden başka kimsenin yaklaşmasına izin vermiyordu.

Huzurevinde Direk Dansı

Hayatlarını dans ederek ve dans öğreterek kazanan birbirinden güzel 5 hanım 2 saat boyunca direk dansının inceliklerini gösteren görkemli şov sundu.

Devlet Gözetimine Alınan Buzağı

Erzurum-Pasinler arasındaki devlet karayolunda hareket halindeki otomobil, aniden önüne çıkan 4 aylık dişi buzağı ile çarpıştı.

Anneye İzinsiz Fotoğraf Suçlaması

İtalya’da bir genç, kendisinden izin almadan sosyal medyada fotoğraflarını paylaşan annesinden şikâyetçi oldu ve mahkum ettirmeyi başardı.

Diğer Tarih Haberleri

Churchill’in Ayakkabısına Ve Bardağına 58 Bin Sterlin

İngiltere’nin eski Başbakanı Winston Churchill’in evinde giydiği kadife ayakkabıları 40 bin sterline, su bardağı da 18 bin sterline satıldı.

Hitler'in Klozet Kapağına 18 Bin Dolar

Adolf Hitler’in Bavyera Alpleri’ndeki özel sığınağında kullandığı klozetin kapağı 18.750 dolara satıldı.

Altın Dilli Mumya

Taposiris Magna Antik Kenti’neki arkeolojik çalışmalarda, 2 bin yıllık altın dilli mumya ortaya çıkarıldı.

‘Kaset’ Babasını Yitirdi

Portatif kaseti üretip/geliştirip müziği kolay erişilebilir hale getiren Hollandalı mühendis Lou Ottens 94 yaşında hayatını yitirdi.

Kaybolan Cüzdan 54 Yıl Sonra Bulundu

Paul Grishan (91) adlı emekli askeri meteorolog, 53 yıl önce kaybettiği cüzdanına kavuştu. Sevincini, ‘Sadece havaya uçtum. Gerisini hatırlamıyorum,’ diye belirtti.

Tabutunun Tahtasından Baston Yapılan Cadı

Lilias Adie, İskoçya’da ‘büyücülük yaptığı’, ‘cadı’ olduğu iddiasıyla yargılandı. 30 gün uyutulmadı, aç bırakıldı, ağır işkence altında tutuldu. İntihar etmek zorunda bırakıldı. Ölümünden 315 yıl sonra yapılan hata kabul edildi ve özür dilendi.

Uzaya Çıkan İlk Türk Kökenli Kozmonot

Uzaya çıkan ilk Türk kökenli subay, Sovyet vatandaşı Andriyan Grigoryeviç Nikolayev’di. Nikolayev, 1962’de fezaya ilk adımını attı.